İran Çay Raporu

Ulusal Çay Konseyi

İran Çay Raporu

Bilindiği üzere dünyamızda çok hızlı değişim süreci yaşanmaktadır. Küreselleşen bu dünyada ülkelerin bu sürece ayak uydurması zorlaşmakta bunun için büyük mücadeleler verilmektedir. Süreci ve zamanın ruhunu iyi okuyabilen uluslar kendilerini koruyabildikleri gibi yine süreci kendi lehlerine çevirebilmektedirler. Özellikle sosyo-ekonomik sorunlar bu sürecin başını çekmektedir. Bu gelişmelerde gerek siyasi gerekse ticari faaliyetlerin ahlaki temel üzerinden yürümemesi haksız rekabetler doğurmakta, toplumların acılar çekmesine neden olmaktadır.

Bu yüzden bu haksızlığı ortadan kaldırma, sorunlara göğüs gerebilme adına birtakım reflekslerin geliştirilmesi kaçınılmaz olabilmektedir. Ülkemizin en önemli endüstriyel ürünlerinden, ticaret hacmi olarak 2,5 milyar lira gibi rakamları temsil eden, sudan sonra en fazla tüketilen Türk çayının bu ahlaki olmayan yöntemlere kurban edilmemelidir.

Son yıllarda ülkemize resmi ya da gayri resmi olarak gelen İran menşeli çaylar halkımızın sağlığını ciddi olarak tehdit ederken, ülke ekonomisine de büyük darbeler vurmaktadır.

Güçlü petrol ve doğalgaz kaynakları bulunan İran devleti, tarıma dayalı sanayiyi geliştirmek, çiftçisini korumak ve ihracatı desteklemek için bir takım yasal tedbirler almıştır. 2006 yılında çıkarmış olduğu yasaya göre; İranlı tüccar, en az 35 Cent fiyatla ihraç ettiği her 1 kilogram İran Çayı karşılığında gümrük vergisi ödemeksizin 2 kilogram çay ithal edebilmektedir.

İran’da bulunan 37 adet fabrikanın tamamı özel sektöre ait ve müstahsil yapısı Türkiye ile benzerlik göstermektedir. Yaş çay ödemelerinin tamamı devlet eliyle yapılıyor. Müstahsil, çayı fabrikaya teslim ettiğinde makbuzunu alıyor ve makbuz karşılığında parası devlet kanalıyla ödeniyor. İran hükümeti, yaş çayda fiyat istikrarını koruyarak müstahsili desteklemek için ‘Tarımı Geliştirme Teşviği’ adıyla bu uygulamayı sürdürüyor.

Bununla beraber, çay fabrikalarına fuel-oil, devlet tarafından bedava verilmekte, işçi sigorta primleri çok düşük seviyede tutulmaktadır. Fabrikalardan sadece tüketilen elektrik bedelleri alınmaktadır. İran’da üretilen bütün çay, bu şekilde kayıt altına alınmaktadır.

Her fabrika aynı zamanda ithalat-ihracat firması olarak çalışıyor. İran’da ihracat yapmayana ithalat izni verilmiyor.

İran’ın çay üretimi yıllık 55-60 bin ton civarındadır. Bu çayın tamamı devlet desteğiyle 35 Cent fiyatla ihraç ediliyor. Bu çaylar başta Türkiye olmak üzere, Azerbaycan ve Rusya’ya satılmaktadır. Yani, İran kendi halkına kendi üretmiş olduğu çayı tükettirmez iken, kilogram fiyatı 6 dolar’dan Hint Çayı’nı ithal ederek tüketmesi manidardır.

 

İran’da Neden İran Çayı Tüketilmiyor?

İran’da çay üretimin tamamı Hazar Denizi çevresinde Nisan-Aralık ayları arasında yapılmaktadır. Hazar Denizi etrafında hava sıcaklığının Nisan ayında 25-30 derece dolaylarında olması ve gece ile gündüz arasında fazla sıcaklık farkı olmaması nedeniyle çay tarım alanlarında mikroorganizmal hareketler oluşmakta, bu da aşırı böceklenmeye neden olmaktadır. Bu nedenle böceklere karşı kimyasal ilaç kullanma mecburiyeti bulunmaktadır. İlaçla öldürülen böcekler ise çay yaprağı üzerinde yapışıp kalmaktadır. Geçtiğimiz aylarda ‘Kaçak Çayda Domuz Kanı’ şeklinde gündeme gelen iddiaların aslı budur. İran çayı içinde hem böcek kalıntıları, hem de pestisit (kimyasal ilaç kalıntısı) bulunmakta; kanserojen etkiye sahip bu kalıntılar, ölüme kadar varan birçok hastalığa davetiye çıkarmaktadır.

İran, tiksindiği ve kendi içinde tüketmediği çayı bize ve çevre ülkelere teşvik vererek gönderiyor. Bunun yerine pahalı Hint çayını tüketiciye sunuyor. Böylece, hem çiftçisini ve sanayicisini korumuş oluyor, hem de İran halkının sağlığını…

Bu nedenle; Türk halkının sağlığını korumak için kaçak çaya hiçbir şekilde müsamaha gösterilmemesi gerektiği gibi, İran’dan resmi yollarla da olsa çay ithalatı kesin olarak yasaklanmalıdır.